Mürekkep Rapsodileri I

 Bana her dâim geceler: gitmek birine, elleri yalım
 kanardım
 sessiz aynı taze aklım
 yüzleri bağlayan ağır harç
 bir bir döndür vâktimi.

 

 Çocuktum ya: birinden çekirdek
 amansız sesler dizdim ah bir gitsem diye,
 bir sanmayın aynı günü
 kâğıtlarımdan kana ki düşsün aynı mürekkep

 

 Sahte görkemine beyaz
 birikti gelin ayna: son dakikam saçtığım
 istesem içimde döndürdüğüm
 acılar yakalamıştım
 ılık gelip eteklerinden kabarmıştım
 yeryüzü kaplarken has sesime bir ruhumu
 kararırdım bazı zamanlar kollarıma kapılıp

 

 Toprak
 içince, öbürünce aynı fırtınada
 doldursun kömürümsü girdabı kana kanaya
 Zamandın oysa: bulutlarım çözün sesimi
 seni çıktım sözüm ak
 bir birikti, âna döküldünüz dostlarım ey

 

 Hem sert düzlüklerde dolaştım elim kolum boşalacak kadar
 hem önüme düşmeden yer pusula: bir gözü size
 damlıyor ayrılık tık nefes — artık yaktınız aynı harflerimizi
 firârınızın kanatlarında.
 Tenimdir, o ân fırlattım dolunayı
 boşluğa kırılmış bekleyen fırtınada kurudum
 yaslandım uzaklara.

 

 Demek beni kederlisin diye çok anladın, sandın
 şimdi yazlarım erik

 

 Aynı saçtığım zaman sağır, ân öylesine vakti her yüzünün —burada
 salkım zamanın yeryüzünün doruğu
 istesem bir sabah olmamış baharlar gelir sesime
 çizgiler gelir
 bilmedim varmış birinizde fırtına da hayat da:
 artık benim için tavus, karanlık çizgiler dizmek alevlerden ya.

 

Haziran 2008